Mısır: Devrim için Facebook yetmez!-Önder Özdemir

6 Haziran 2010 tarihinde 28 yaşındaki internet blog yazarı Halid Said, Mısır polisinin yolsuzluğunu belgeleyen bir videoyu internete koymasından sonra Mısır gizli polisi tarafından vahşice öldürüldü.
Bun üzerine Google firmasının Ortadoğu ve Kuzef Afrika pazarlama müdürü Mısırlı Wael Ghonim bir Facebook sayfası açtı. Halid Said adına açılan bu sayfada “hepimiz Halid Said’iz” yazıyordu.
17 Aralık 2010 tarihinde Tunus’ta Arap baharının fitili ateşlendi. Muhammed Buazizi adındaki 26 yaşındaki seyyar satıcı, polis saldırısına maruz kaldı ve protesto için kendini yaktı. Bu olayla birlikte başlayan gösterilerle 1 ay dolmadan 14 Ocak 2011 tarihinde Tunus Cumhurbaşkanı Zeynel Abidin Bin Ali ülkeden kaçtı.
Mısır’da 18 gün süren ayaklanma ise 25 Ocak 2011 tarihinde başladı. Mısır’ın Polis Günü’nde 50 bin kişi 30 yıllık Hüsnü Mübarek rejimini protesto etmek amacıyla Kahire sokaklarına döküldü. Eylemciler Tahrir Meydanı’na girdiler ama aynı gece çıkarıldılar. 28 Ocak Cuma günü 1 milyon civarı insan polisle çatışarak Tahrir Meydanı’nı işgal etti.
29 Ocak günü Mübarek rejimi tüm elektronik iletişimi, interneti, cep telefonlarını kesti.
2 Şubat günü ‘Develer Savaşı’ gününde göstericiler Mübarek yanlısı gruplara ve sivil polislere karşı Tahrir Meydanı’nı savundu.
11 Şubat günü Mübarek istifa edip ülkeyi silahlı kuvvetlerin yüksek konseyi ellerine bıraktı.
18 günlük bu halk ayaklanması lidersiz miydi?
Kendiliğinden miydi?
Facebook ve Twitter ile yapılan devrimler miydi?
Bu soruların yanıtlarını bulabilmek için Mısır’da yaşananlara biraz daha ayrıntılı bakalım.
2011’de Mısır’da hanelerin sadece %25’inde internet bağlantısı vardı. Mısırlı yetişkinlerin sadece %4’ü Facebook üyesiyken, binde 15 gibi çok az bir kesimin Twitter hesabı vardı.
Mısır’da ayaklanmaya katılan kitlenin büyük kısmı açısından, harekete geçmelerinde sözlü iletişim ve kitle iletişim araçları gibi daha geleneksel kanallar etkili olmuştu.
Sendikalar ve sol örgütler, Müslüman Kardeşler ve El Cezire TV kanalı süreçte farklı düzeylerde rol almışlardır. Ancak devrimin sosyal medya üzerinden etkisini tartıştığımız için diğer etkilerin düzeyi bu yazının konusu değildir.
Mübarek dönemindeki olağanüstü hal yasaları gizli polis baskısına rağmen sosyal hayatta yüz yüze iletişim kanalları hep vardı. Mısır genelinde yer alan onbinlerce kahvehane (ahwa) muhalefetin sokak düzeyince güçlenmesine uygun altyapıyı sağlıyordu.
Tepki repertuarı: Her şey birden bire olmadı
2005-2010 arasında rejime karşı gösteriler oluyordu ama katılanlar birkaç yüzü geçmiyordu. Ya Gazeteciler Sendikası binası ya da sendika binalarının girişindeki merdivenlerde yapılan basın açıklamalarına çoğu Mısırlı “delilere bakıldığı gibi bakıyor ve rejime herhangi bir şekilde kafa tutulabileceğine inanmıyorlardı.”
2003 yılında Irak savaşı protestosunda 40 bin kişi Tahrir’e kadar gelmiş ama polisin cop ve gaz bombaları ile dağıtılmışlardı.
‘Tepki repertuar’ında irili ufaklı birçok gösteri birikiyordu.
6 Nisan 2008’de Nil kenarındaki işçi kenti Mahalletü’l-Kübra’da işçilerin genel grevini polis vahşice bastırdı. Bir kişi öldü, yüzlerce kişi yaralandı. Bu olay üzerine 6 Nisan Grubu adı altında bir Facebook sayfası açıldı ve bu grup 70 bin takipçiye erişti. 6 Nisan Grubu Facebook üzerinden birçok eylem çağrısı yaptı. Bu eylemlerde halkı rejime duyulan öfkeyi dile getirmek için siyah elbise giyip sırtlarını trafiğe dönerek sokaklara çıkmaya davet ediyorlardı.
6 Nisan Facebook sayfasının yöneticisi olan ve medyada Facebook kızı olarak tanınan Israa Abdel Fatah tutuklandı.
25 Ocak devrimi bir gecede gerçekleşmedi, yıllarca inşa edilen bir şeydi. Öncesinde yapılan her şey bir yığınaktı.
Rejim karşıtların simgesi bir Facebook sayfası
Mısır’daki 25 Ocak devriminin öncüsü 6 Haziran’da kurulan Halid Said Facebook sayfası açıldığı gün 36 bin kullanıcı sayfaya katıldı. Ve bu sayfa en popüler rejim karşıtı sayfa haline geldi. Sayfanın popülerleşmesinde sayfayı yöneten Wael Ghonim’in dijital pazarlama yeteneklerini kullanması ile de ilgisi vardı. Sayfanın takipçileri ile etkileyici duygusal sohbetlere girme becerisi çok etkili olmuştu.
Dubai’de yaşayan Ghonim, Facebook sayfası ile ilgili 4 aşamalı bir strateji belirlemişti.
  • İlk aşamada insanları sayfaya konan yazıları okumaya ikna etmek,
  • İkinci aşamada onları beğenme ve yorum yaparak etkileşime geçmeye ikna etmek.
  • Üçüncü aşamada Facebook sayfasının kampanyasına katkıda bulunmalarını sağlamak.
  • Son aşama ise insanların sokaklara çıkmaya karar vermesi idi.
Okumuş kesimin kullandığı Arapça yerine Ammeya lehçesi kullanarak okuma yazma becerisi az olanları da sayfaya çekmek istedi.
Diğer politik muhalif Facebook sayfalarının kullandığı hesaplaşma dilinden uzak durdu.
Ghonim sanki Halid Said mezardan konuşuyormuş gibi yazılar yazarak duygusal özdeşlik kurulacak bir ortam yaratıyordu.
İnternet erişimi olan, uluslararası okullara gitmek için Mısır dışına çıkmış daha bilinçli fakat Mısır’daki sorunlara da ilgi duymayan bir topluluğu Facebook ile birlikte ortak duygularda buluşmasını sağladı. Hepsinde polise duyulan ortak nefret ve öfke vardı ve farklı kesimlerdeki insanların bu öfkeye katılmaları için farklı sebepleri vardı.
Örneğin Zamalek ve El-Ahly gibi büyük futbol kulüplerinin taraftarları her maçtan sonra çatışmak zorunda kaldıkları polisten nefret ediyorlardı. Minibüs sürücüleri yollarda keyfi cezalar kesen polisten nefret ediyorlardı. Gençler rastgele arama ve tacizlerden dolayı polisten nefret ediyorlardı.
Halid Said sayfasında herkes polis vahşetini gösteren videolar paylaşmaya başlamıştı.
Halid Said sayfasında gösteri duyuruları yapılmaya başladı. ‘Sessiz Durma’ eylemi duyuruları başladı. Sessiz Durma eylemi önceden duyurulan bir yerde toplanıp sessizce bazıları Kuran’ı bazıları İncili okuyarak yapılan eylemdi. 19 Haziran 2010 tarihinde ilk gösteriye Facebook’tan binlerce kişi katılacağım diye tıkladı ama sadece birkaç yüz kişi katıldı.
25 Ocak Polis Günü’ydü ve o gün için bir gösteri çağrısı Facebook’ta karşılık bulması için zemin vardı. Halid Said Sitesinin yöneticisi Ghonim 29 Aralık akşamı şu mesajı paylaştı:
“25 Ocak polis günüdür ve ulusal tatildir… Bence polis bu özel bir kutlamayı hak edecek kadar çok şey yaptı. Siz ne düşünüyorsunuz?” bu mesaja 471 beğenme ve 119 yorum yapıldı. 1 Ocak günü İslamcı grupların bir kiliseyi bombalaması sonucu 21 kişi ölünce bu öneri gündemden düştü. 14 Ocak’ta Tunus Cumhurbaşkanı Bin Ali ülkesinden kaçtığı gün, Ghonim 25 Ocak eylem fikrini yeniden ortaya attı. Bu defa bu mesaj Facebook’ta 3022 beğenme ve 1748 yorum aldı.
25 Ocak Devrimi sadece internette örgütlenmedi
Devrimin başlangıç günü olan 25 Ocak gösterisinin sadece internette örgütlenmediği açıktı. Gösterinin örgütlenmesi, lojistiği hazırlamak ve protestoları nüfusun çeşitli kesimleri arasında yaygınlaştırmak karmaşık ve yoğun bir saha çalışmasını gerektiriyordu.
Sahada bunu siyasal fırsat olarak gören bir devrimci gençlik koalisyonu kuruldu. Bu koalisyon 6 Nisan Gençlik Hareketi’ni, devrimci sosyalistleri, Ele Baradey’in Ulusal Değişim Derneği üyelerini ve Müslüman Kardeşler’den ayrılan genç muhalifleri kapsamaktaydı.
6 Nisan Gençlik Hareketi, Tahrir Meydanı’na yakın bir büroda eylemcilerin koordinasyonunu telefonla sağlayabilecekleri bir ‘savaş odası’ kurmuştu.
25 Ocak öncesi sokaklarda prova gösterileri yapmışlardı. Eski muhalif toplulukların kendilerine katılması için özel çaba harcıyorlardı. Bu çağrıyı futbol taraftar grupları kabul ettiler ama Müslüman Kardeşler katılmayı reddetti.
Halid Said sitesinin yayını ve içeriği giderek değişmeye başladı. Facebook sitesi daha çok sahada eylemi örgütleyen ‘Koalisyon’un aldığı kararları geniş kitlelere duyuran bir megafon işlevi görmeye başladı.
Bu sayfada “25 Ocak: İşkenceye, Yoksulluğa, Yolsuzluğa ve İşsizliğe karşı Devrim” adını taşına bir Facebook etkinliği duyuruldu. Facebook’taki bu etkinliğe 100 bin kişi katılacağım diye tıklamıştı. Bu sayının gerçekten sokağa çıkıp çıkmayacağı kuşkusu herkeste vardı. Bu kuşkuyu ortadan kaldırmak için Ghonim özel bir çaba harcadı. Sitedeki son durum mesajı aşağıdaki gibi idi:
“Bugün bizlerin, birilerinin iddia ettiği ‘yorum yapmak ve beğenmek’ten öte bir şey yapmayan kişiler olmadığımızı kanıtlayacağız. Biz yeryüzündeki GERÇEKLİĞİZ; haklarımızı talep ediyoruz ve gösteriye hepimiz katılıyoruz.”
25 Ocak’ta gösteri başladığında iletişimde önemli bir değişim oldu.
6 Nisan hareketi üyesi Osama Hoon “25 Ocak’tan önce iletişimin %80’i Facebook’la %20’si yüz yüze idi. 25 Ocak’tan sonra tersine döndü ve iletişim %80 yüz yüze %20 Facebook şeklinde oldu.”
Facebook iyi bir toplanma yeriydi ama devrim için yeterli değildi. Nüfusun dörtte üçünün internetinin olmadığı durumda yüz yüze iletişim çok önem kazanıyordu.
Ghonim, Facebook sitesinde aşağıdaki gibi mesajları sık sık paylaşıyordu: “İşçi sınıfına ulaşmak Internet ve Facebook üzerinden olmayacak”;  “Mesajlarımızın özellikle yoksul bölgelere yayıldığından emin olmak zorundayız… Şimdi hepimiz sokaklara çıkmalı ve Facebook başında oyalanmamalıyız.”
Bir eylemci şöyle diyordu: “Herkes sokak ajitatörü olmuştu. 25’inden önce bildiriler broşürler dağıtıyor, kuşlamalar yapıyor, insanlarla konuşuyorduk. Saçımı kestirmek için gittiğim berberde bile herkesi gösteriye ikna etmeye çalışıyordum.”
Yürüyüşü organize eden Koalisyon, 25 Ocak günü doğrudan Tahrir Meydanı’na yürümek yerine, halkı önce Kahire’nin işçi ve yoksul semtlerindeki 4 ayrı buluşma noktasına davet etti. Böylelikle yolda yürürken daha çok insanın katılmasını sağlayacaklardı.
Yürüyüş süresi uzadıkça, yürüyüş kolları ara sokaklardan geçtikçe güven arttı ve daha fazla insan katıldı.
25 Ocak eylemine katılım 50 bin kişi civarında idi. Eylemciler Tahrir Meydanı’ndan zorla çıkarıldılar. Ancak 28 Ocak Cuma idi ve Cuma gününün tatil olması nedeniyle herkeste Cuma namazı çıkışında çok büyük bir eylem beklentisi vardı.
Artık insanlar Tahrir’e gitmeleri gerektiğini biliyordu. Hareketin esas koordinasyonu internetten ziyade meydandı.
Rejim yanlısı televizyonlar eylemleri görmezden gelemiyordu. 28 Ocak Cuma korkusu ile Hükümet 27 Ocak gecesi tüm interneti ve cep telefonlarının iletişimini kesti. Bu kesintiden sadece borsaya hizmet veren altyapı etkilenmemişti. Ancak bu çok geç bir hamle idi.
Mübarek rejimi internet ve cep telefonlarının fişini çekince bu hamleden sonra öfke daha da arttı. Daha önce sokağa çıkmak istemeyenler de devrime katıldı. Günde 18 milyon dolar, yani 5 günde Mısır GSMH’sinin %4’ünün kaybedilmesi nedeniyle hükümet interneti ve mobil hatları yeniden açmak zorunda kaldı. 5 gün sonra interneti tekrar açtıklarında bir eylemci şöyle diyordu:
“…İnterneti tekrar açtıklarında dertlendim çünkü insanları böldü. Eylem sırasında siz yanınızdakini tanıyorsunuz, deneyimleyerek güvenmeyi öğreniyorsunuz. Facebook açıldığında birileri ‘Sokaklardaki suçlulardan gına geldi’ yazıyor ve boş tartışmalar başlatıyorlar. Eylem sürerken bilgi aktarımı dışında kullanılmasını istemiyordum.”
Mübarek 11 Şubat’ta istifa ettiğinde işgale son verildi. Ve insanlar gönülsüzce eski dünyalarına geri döndüler. Ancak yeni iktidar sahiplerine yönelik protestolarda tekrar boy göstereceklerdi.
Twitter paşaları
Mısır devrimi sırasında Twitter Facebook ile aynı işleve ve algıya sahip değildi. Devrime katılanlar gözünde Twitter aktivistleri, batıda ünlü kişiler ama sıradan Mısırlıların duygularından kopuk elit bir kesimi oluşturan ‘paşa’lardı (*). Arapça klavyede etiket (# hashtag) gibi Twitter işaretleri yazılamadığı için sadece İngilizce klavye kullanan Mısırlılar Twitter kullanabildi. Mısır’da Twitter daha çok dış dikkati çekmek için iyi bir araçtı.
Diğer taraftan Twitter, eylemciler için hareketin enformasyon merkezi görevi de gördü. Sokaktaki önderlere “Buradan gidin, şuradan gitmeyin, bu girişi kullanmayın uyarıları” Twitter ile yapıldı.
Sonuç
Sosyal medya Mısır devriminde çok önemli bir rol oynadı. Sosyal medya “yeni orta sınıf”ın motive edilmesini, meydanlarda bir araya gelmesini kolaylaştırdı.
İnternet kullanmayan alt sınıflarla bağ kurmak için sokak düzeyinde ajitasyona geçenlere bilgi, motivasyon, güven verdi.
Tek bir karizmatik lider çıkaramamış olmasına rağmen, kitlelerin harekete geçmesi sürecinin katalizörü işlevini görecek bir Facebook gençliğinin öncü rolünü üslenmesinden söz edebiliriz.
Eylemcilerin harekete geçmesinde sosyal medyanın ve sokak iletişimin yanında, çok çeşitli başka iletişim biçimleri de rol oynadılar. El Cezire’nin Mısır Kolu olan El-Cezire Mubashir önemli idi. Geleneksel iletişim araçları kuşlama ve afişler gibi sokak araçları ve gazeteler etkili idiler.
Mısır’daki sosyal medyanın en önemli rolü sokaktaki ‘kavga’nın koordinasyonundan ziyade bireyler arasında bir aradalık duygusunun oluşumunda olduğu görülmektedir.
Tüm bunlardan sonra sizce Mısır’da devrimin sosyal medya devrimi olduğunu söyleyebilir miyiz?

(*)Paşa Osmanlı döneminde atanan valilere gönderme yapılarak, elitler için kullanılan bir niteleme olarak Mısırlıların diline yerleşmiştir.
(Bu yazı 20.12.2014 tarihinde sendika.org sitesinde yayınlanmıştır)

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Hollywood hep aynı masalı anlatıyor: Kahramanın Sonsuz Yolculuğu – Önder Özdemir

Hollywood’daki “cadı avı” ve direnenlerin filmi: Cadı Kazanı – Önder Özdemir

Nazilerin dolandırdığı “Ankara Casusu”: İlyas Bazna – Önder Özdemir