İzlanda Mutfak Devrimi’nde sosyal medya ve Wiki-Anayasa – Önder Özdemir

İzlanda 2007 yılında ekonomik olarak mucize bir ülke görünümündeydi. Dünyada ortalama gelir bakımından en zengin 5. ülke durumunda idi. Ekonomisi balıkçılık sanayine bağlı idi, biraz da turizm, yazılım ve alüminyum sektörlerinde varlık gösteriyorlardı. Ancak bu sektörler bu zenginliği açıklamaya yetmiyordu.
Sonradan yaşanan olaylar “değirmenin suyunun nereden geldiğini” gösterdi. İzlanda’nın üç büyük özel bankasının çevirdiği “finansal dolaplar” sayesinde ekonomi şişirilmişti. İzlanda bankaları 2008 yılındaki ABD’deki konut krizine giden küresel kapitalizm yolunu izlediler. Bu yolda üç rakip banka birbirleriyle işbirliği içinde çalıştı. Finansal suçlarına hükümeti ve politikacıları da ortak ettiler. Bu üç bankanın varlıklarının büyük bölümü hayali ve uzun vadeli idi. Hem İzlanda’dan hem de Avrupa’dan yatırımcılardan para çektiler. Örneğin Landsbanki isimli İzlanda bankası küresel finansal sistemin sağladığı olanaklarla Icesave adı ile internet tabanlı bir fon oluşturdu. Bu fonla İngiltere ve Hollanda’daki şubelerinde “1 koyup 5 almak isteyen” bireysel yatırımcıların paralarını topladılar. Sadece İngiltere’de 300.000 Icesave hesabı açıldı.
İşler diğer küresel kapitalizm krizleri gibi gelişti ve 2008 yılı Ekim ayında İzlanda Borsası çöktü. Üç İzlanda bankası geride 25 milyar dolar borç bırakarak battı. Kriz İzlanda’nın GSMH’sinin 7 katı değer kaybına neden oldu. İzlandalıların gelirleri azaldı ve varlıkları değer kaybına uğradı. İskambil kağıtlarından kurulu finansal kulenin çöküşü İzlanda’daki “Mutfak Devrimi”ne de yol açmış oldu.
Ekim 2008’de şarkıcı Hordur Torfason, parlamento binasının önünde gitarıyla bankalar ve onlara hizmet eden siyasetçilere duyduğu öfkenin şarkısının söyledi. O şarkı söylerken ona katılanlar oldu ve bir kişi de bu sahneyi cep telefonu ile kaydettikten sonra internete yükledi. Hordur’un şarkısı İzlanda’daki Mutfak Devrimi’nin fitilini ateşledi.
Birkaç gün içinde tarihi Austurvollur meydanına binlerce kişi akın etti.
Raddir Folksins isimli bir grup hükümet istifa edinceye kadar her Cumartesi meydanda protesto gösterisi yapma yemini etti. 2009 yılı Ocak ayında protestolar daha da arttı.
İzlandalıların yüzde 94’ü internete bağlı ve üçte ikisinin Facebook hesabı vardı. Kampanyalar örgütlenirken internet ve cep telefonu yaygın kullanıldı.
20 Ocak 2009’da parlamentonun 1 aylık tatilinden sonra açılacağı gün binlerce kişi parlamento önünde protesto gösterisine katıldı. Davullara, tencerelere, tavalara vurarak yapılan bu gösteriler “Mutfak Devrimi” ya da tencere tava devrimi olarak anıldı. İzlandalılar hükümetin istifa etmesini ve yeni bir anayasa hazırlanmasını talep ediyorlardı.
İzlandalılar hala 1944 yılında Danimarka’dan bağımsızlığını kazandıklarında ilan edilen geçici bir belgeyi Anayasa olarak kullanıyorlardı ve bu belge muhafazakâr ve kırsal bölgeleri orantısızca kayırıyordu. Nüfusun çoğunluğu bu Anayasa’dan hoşnut değildi.
Sosyal Demokratlar ve Yeşiller, Mutfak Devrimi’nin bu değişiklik çağrısına olumlu yanıt verirken, Bağımsızlık Partisi liderliğindeki muhafazakâr koalisyon reddetti.
Seçimler ve Yeni Wiki-Anayasa
İnternetten, sosyal medya ve sokaklarda geniş bir kampanya yürütüldü. Gösterilerle oluşan baskı sonucunda 23 Ocak 2009 tarihinde parlamento seçimleri yapıldı. Seçimler 1927’den bu yana ülkeyi yöneten iki muhafazakâr büyük partinin ağır yenilgisiyle sonuçlandı. Sosyal demokratlar ve kızıl-yeşillerin kurduğu yeni koalisyon 1 Şubat 2009’da iktidara geldi. Yeni seçilen Başbakan eşcinsel olduğunu açıklayan ilk başbakandı ve kabine üyelerinin yarısı kadınlardan oluşuyordu.
Yeni hükümet öncelikle finansal meselelere el attı. İzlanda’da çöken kapitalist sistemin restorasyonu gerekiyordu. Üç banka millileştirildi. Sonra ikisi özel sektöre iade edildi. Hükümet İzlandalıların tasarruf kayıplarını telafi etti.
Üç bankanın Hollanda ve İngiltere’deki Icasave gibi mevduat borçlarının İzlanda hükümeti tarafından ödenmesi konusunda referandum düzenlendi ve halkın yüzde 93’ü ödememe doğrultusunda oy kullandı. Bunun üzerine diğer ülkelerin alacaklarının açtığı uluslararası davalar süreci başladı.
Bankaların yöneticileri yasadışı finansal işlemler nedeniyle İzlanda ve Londra’da tutuklandılar. Eski Başbakan mahkemeye çıkarıldı.
Ekonomi 2011-2012 yıllarında kendisine geldi. İşsizlik 2009’da yüzde 10 iken 2012’de yüzde 5,6’ya düştü. Enflasyon yüzde 18’den yüzde 4’e indi.
Hükümet mümkün olan en geniş yurttaş katılımı ile bir anayasal reform gerçekleştirme vaadini gerçekleştirdi. Anayasal süreç başlatıldı ve anayasa meclis komisyonu için Kasım 2010’da halk oylaması yapıldı. Komisyon, yurttaşların tartışmalara katılması için Facebook’u kullandı. Twitter ile gelişmeler duyuruluyor, yurttaşların sorduğu sorulara yanıtlar veriliyordu. Toplantı kayıtları Youtube’da yayımlanıyordu. Komisyon internetten veya başka kanallardan 16 bin öneri aldı ve bunu sosyal ağlarda paylaştı. Sonuçların değerlendirilmesi için 15 farklı anayasa taslağı oluşturuldu. Halk oyu ile seçilen 25 üye 15 taslaktan bir tanesini 25-0 oyla kabul etti. Ve Anayasa meclis komisyonu 29 Temmuz 2011 tarihinde parlamentoya 9 bölüm 114 maddeden oluşan bir Anayasa taslağı sundu. Hazırlanışı Wikipedia isimli internet ansiklopedisinin işleyişine benzediği için gözlemciler yeni hazırlanan Anayasaya Wiki-Anayasa adını verdiler.
Parlamentoda yapılan tartışmalarla üzerinde çok az değişiklik yapılarak son halinin halk oylamasına sunulmasına karar verildi. 20 Ekim 2012 tarihinde yapılan halk oylaması sonucunda oldukça yüksek oylarla kabul edildi. Ancak 1000 yıllık parlamento geleneği olan İzlanda devletini yöneten güçler özel bir hamle yaptı. Yeni anayasanın yürürlüğe girmesi için 2013’ün nisan ayında seçilecek yeni parlamentoya yetki verildi.
Ve mutsuz son
Sadece 360 bin nüfuslu İzlanda’da 2013 yılı nisan ayında parlamento seçimleri yeniden yapıldı.
Yeni Anayasa’nın yürürlüğe girmesini istemeyen iki muhafazakâr parti halkın ev borçlarının silineceği gibi vaatlerle seçimi kazandı. Ve geniş katılımla oluşturulan ve halk oylaması ile onaylanan anayasa yeni parlamento tarafından reddedildi. İzlandalılar hala 1944’teki anayasa ile yönetiliyorlar.
Kaynaklar:                                                                                              
Iceland: End of the Constitutional Saga?
Putsch: Iceland‘s crowd-sourced constitution killed by parliament
İzlanda: Eylem Halindeki Doğrudan Demokrasi
http://www.agos.com.tr/haber.php?seo=izlanda-eylem-halindeki-dogrudan-demokrasi&haberid=3403
İsyan ve Umut Ağları Manuel Castells
İzlanda: Yumurta, tava ve çığlıkla gelen sessiz “Devrim” –Nosinmibici

http://www.sendika.org/2011/02/izlanda-yumurta-tava-ve-ciglikla-gelen-sessiz-devrim-nosinmibici/
(Bu yazı 04.02.2015 tarihinde sendika.org da yayınlanmıştır)

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Hollywood hep aynı masalı anlatıyor: Kahramanın Sonsuz Yolculuğu – Önder Özdemir

Hollywood’daki “cadı avı” ve direnenlerin filmi: Cadı Kazanı – Önder Özdemir

Nazilerin dolandırdığı “Ankara Casusu”: İlyas Bazna – Önder Özdemir