Facebook fabrikası: 1 milyar ücretsiz emekçiden biri de siz misiniz? – Önder Özdemir

2011 yılında önce Mısır Tahrir Meydanı, sonra İspanya Puerto del Sol Meydanı, ardından ABD’de Zuccoti Park’ta başlayan, Türkiye’de Gezi Parkı’nda tekrarlanan “devrimler”de başta Facebook olmak üzere sosyal medyanın etkili olduğunu herkes kabul ediyor. Toplumsal hareketler, mücadelenin içindeki Facebook ve onun kullanıcıları çok değişik yönleriyle inceleniyor. Bu yazıyı kapitalist sistem içindeki Facebook ve kullanıcılarının incelenmesi için küçük bir girişim olarak düşünün.
Bugün kapitalist sistem içindeki Facebook gibi sosyal paylaşım siteleri  ve medyanın yapısı üzerine oldukça dikkat çekici tartışmalar yapılıyor.(*)
Bu yazıda öncelikle Facebook örneğinden yola çıkarak iletişim, sosyal medyadaki izleyici ve kullanıcıların sömürülmesi üzerine yapılan tartışmaları özetlemeye çalışacağım.
Facebook’un piyasaya değeri yaklaşık 100 milyar dolardır. Facebook’un bu muazzam büyüklükteki değeri nereden kaynaklamaktadır? Başka bir deyişle Facebook  gibi sosyal paylaşım sitelerinin üzerine kurulu olduğu üretim ilişkileri nelerdir?
Bu soruların yanıtlarının ipuçları iletişim alanındaki son dönem Marksist araştırmacıların çalışmalarında yer alıyor.
Önce bu araştırmalardaki konumuzla ilgili temel varsayımları özetlemek istiyorum.
İletişim ve medya  alanındaki çalışmalar
Marksist kuramın iletişim ve medya çalışmalarına büyük bir katkısı olmuştur. Marksist kuramın izinden giden medya çalışmalarında iki ana grupta yer alan çözümlemeden bahsedebiliriz.
1-Kültürel Çözümleme: Üstyapıya odaklanır, medya içeriğinin ideolojik rolünü açığa çıkarır. Kitapların, dergilerin, reklamların, filmlerin, TV programlarının ve haberlerin içeriklerini araştırır.
2-Ekonomi Politik Çözümleme: Altyapıya odaklanır. Medya kurumlarındaki üretim ilişkilerini açığa çıkarır. Medya sahipliğini, medyadaki tekelleşmeyi, hükümet ile medya arasındaki ilişkileri, medya çalışanlarının sorunlarını inceleyerek medyayı bir üretim aracı olarak çözümler.
1970-80’lerde medyanın ekonomi politiği üzerine yapılan araştırmalarda bir yönelim ortaya çıkmıştır. Bu alanda daha önce yapılan çalışmalar medya içeriği, medyadaki emek, medyanın sermaye yapısı gibi alanlarda iken, izleyiciler üzerine kaymaya başladı. Özellikle Kuzey Amerikalı Marksist Dallas Smythe’in bu konuda çığır açıcı çalışmaları oldu. Smythe 1977 yılında başlattığı “Kör Nokta” tartışması ile medyadaki izleyicilerin durumunu masaya yatırdı. Ona göre Batı Marksizmi iletişimi ve medyayı görmezden gelmiş, bu durum onun kör noktasını oluşturmuştur.
Bu yaklaşıma göre izleyiciler, üretilen ve piyasada satılan oldukça önemli metalardır. Yalnızca izleyiciler değil, onların harcadıkları emekleri de önemli metalar haline gelmiştir. Smythe’nin öne sürdüğü “izleyici” kitle medyası olarak adlandırılan TV, radyo gibi iletişim araçlarının izleyicileridir. Smythe ile birlikte ‘Meta olarak izleyici’ kavramı araştırmacıların gündemine girmiştir.
Smythe, medya endüstrisi tarafından üretilen en önemli metanın, reklam verenlere satılan izleyicinin kendisi olduğunu öne sürdü. Bu durumda medya içeriği ikincil bir konuma düşmektedir. Medya, her şeyden önce izleyicileri üretmektedir, programları ve içerikleri değil! Daha önce ayak basılmamış alanları metalaştırmaya muktedir kapitalizmin, insanların boş zamanlarına göz diktiğini gösteren bir durumdan bahsediyoruz.
Medya ile gündüz işte çalışan bir kişinin, işte çalışmadığı zamanı da sermayenin emrine verilir, paraya tabi kılınır.  Medya söz konusu olduğunda “İnsanların çoğu açısından çalışma zamanı günün yirmi dört saatidir” tezi metalaştırmanın toplumun yeni alanlarına doğru genişlemekte olduğu göstermektedir.
Nasıl ki işçiler emek güçlerini kapitalistlere satmaktadır, benzer şekilde izleyicilerin de izleme güçleri medya sahipleri tarafından reklamcılara satılmaktadır.
İzleyici aktiviteleri (radyoda dinleme, TV de izleme, internette gezinme, tıklama) kapitalist tarafından el konulan değeri üretir, kapitalist ise buna karşılık olarak izleyicilere görünüşte ‘eğlenceli-bilgilendirici şeyler’ sunar.
Smythe toplumun ve bireysel yaşamın tüm yönlerinin tamamen metalaştırılabileceğine ve kapitalist birikim döngüsü içine sokulabileceğine işaret etmektedir.
Elbette izleyiciler için televizyonu kapatmak her zaman seçenektir. Ancak bu  izleyicinin gücünü abartan bir yaklaşımdır. Aynı şekilde fabrikadaki işçiler de görünüşte kimin için çalışacaklarını seçebilirler. Görünüşte “özgür emek” vardır. Ama her iki durumda da son derece sınırlı seçenekler söz konusudur.
Smythe’in kitle medyası (TV, radyo gibi geleneksel medya) için yaptığı tespitlerinden yola çıkarak bugünün internet teknolojileri için yürütülen birçok çalışma olmuştur(**).
Facebook kullanıcı sayısının büyüklüğü ve işleyiş yapısı nedeni ile birçok araştırmada ayrıntılı olarak analiz edilmiştir. Bazı araştırmalar interneti, sosyal paylaşım sitelerini ve özelde Facebook’u bir iletişim aracı olarak görmüştür. Smyhte’in takipçilerine göre Facebook hem iletişim aracı hem de üretim aracıdır. Facebook hem yeni iletişim biçimlerine izin veren hem de yeni bir üretim biçimi sağlayan teknolojidir.
Bir iletişim aracı olarak Facebook
Facebook 2004 yılında kuruldu ve bugün dünya çapında 1 milyardan fazla kullanıcısı var. Facebook, kullanıcıların bulundukları yer, düşünceleri, duyguları ve eylemleri hakkında ayrıntıları verdikleri bir platformdur. Kullanıcılar diğer Facebook kullanıcılarını arkadaş olarak ekleyebilir, onlarla mesaj alışverişinde bulunabilir, kamuya açık mesajları takip edebilirler. Ayrıca ilgi alanlarına göre topluluklar kurabilirler. Kullanıcıların cinsiyet, eğitim gibi bilgileri, hobileri, favori sanatçıları, yaşam tarzı seçenekleri ile ilgili ayrıntılı olarak profillerini oluşturmalarına izin verir.
Facebook kullanıcısının profilindeki bazı kişisel etkinlikler otomatik olarak iletişime dönüşür. Facebook’un kullanıcıların foto ve albüm yükleyebildiği fotoğraf uygulamasındaki fotoğraf “tag/etiket” durumu bunun örneğidir. Eğer yüklenen bir foto kullanıcının bir arkadaşını içeriyorsa, o fotoğraf da etiketlenir ve o arkadaşa bir otomatik bildirim gönderir. Böylece fotoğraf eklemek bir iletişim olayı haline gelir.
Kitle medyası çağına TV, radyo yayıncılığı, basılı gazete ve film egemendi. Sadece azınlıktan çoğunluğa doğru ve yukarıdan aşağıya doğru tek-yönlü bir enformasyon akışına izin verdiği için merkeziyetçiydi. Kitle medyası etkin üreticiler ve edilgen tüketiciler arasında hiyerarşik bir durum yarattı. İçerik hepsi de görece türdeş bir izleyici varsayarak önceden hazırlanıyordu. Bu nedenle içeriklerin çeşitliliği sınırlıydı. Diğer yandan Facebook gibi sosyal paylaşım siteleri ise azdan aza, azdan çoka, çoktan çoka gibi çeşitlenmiş iletişim formlarına olanak sağladı.
Bir üretim aracı olarak Facebook
Facebook’un öncelikli misyonu sermaye birikimidir. Sömürüye olanak veren, sömürüyü genişleten bir kapitalist teknoloji olarak Facebook’tan söz etmeliyiz.
Facebook kullanıcılarının ürettiği en önemli şey, Facebook’un değerinin kaynağı, iletişim ve sosyalliktir.
Facebook’un değeri  enformasyona erişme, onu depolama, elinde tutma, işleme ve çözümleme ve müşterilerine ulaştırma konusundaki emsalsiz becerisinden kaynaklanır.
Facebook sadece enformasyonun  saklandığı yer değildir. Bu eksik bir değerlendirme olur. Facebook enformasyonun iletişim ve sosyallik aracılığıyla üretildiği bir fabrika gibidir.
Facebook’taki enformasyon reklamcılık, halkla ilişkiler ve pazarlama uzmanlarının peşinden koştuğu en değerli şeydir.
Kitle medyası ve sömürüdeki sınırlar
Kitle medyasında sömürünün genişlemesi izleyicilerin reklam izlemeleri ile sınırlıdır.  TV reklamlarını izlemek genel olarak izleyicinin hoşlandığı bir şey değildir. İzleyiciye izleme üzerinden daha çok denetim sunan yeni televizyon teknolojileri izleyicinin reklamları atlamasına izin verdiği için, TV’lerdeki sömürüye daha fazla sınırlar getirmektedir.
Medyada izleyiciler hakkındaki enformasyon daha kesin oldukça, izlemenin değişim değeri yükselir. Ancak kesinleştirmeye yönelik her hareket daha çok maliyet olduğu için sınırlı ölçüde kesinlikte enformasyonla hareket edilir. Kitle medyasının gözetim, denetim, değerlendirme sistemi oldukça pahalıdır. Ünlü reyting ve medya araştırma firması Nielsen firmasının 2013 hasılatı 5.7 milyar dolar olması bu konuda bir fikir verecektir.
TV gibi kitlesel medya araçlarında kimin ne izlediğinin gözetimi ve ölçülmesi ancak istatikseldir. Yani her evdeki her televizyon tek tek ölçülmez, belli sayıda örnekler seçilerek tahmin yapılır. Örneğin Türkiye’deki reyting sistemi 52 milyon nüfus için 40 ilde 3500 adet evdeki cihazla ölçülmektedir. Bu yüzden bu enformasyon kesin olmaktan uzak ve güvenilmezdir.
Kitle medyasındaki sömürüye sınır getiren ikinci parametre de içeriğin üretimi maliyetleri ile ilgilidir. Medya kuruluşları hedef izleyiciye uygun ‘yem’ sağlayan programlara ihtiyaç duymaktadır. Ancak büyük maliyetlerle oluşturulan ‘yem’ler yani  TV programları yeteri kadar başarılı olamayabilir ve hedeflenen kitlenin dikkatini çekemeyebilirler. Bu durumda sömürü yeterince gerçekleşmemiş olur.
Diğer yandan örneğin televizyon mekânsal olarak sabit ve zamansal olarak sınırlıdır. Bu da izleyicinin ‘çalışma saatleri’ni sınırlamaktadır. Diğer yandan Mobil cihazlar, akıllı telefonlar, 3G, 4G, Wi-Fi ile kullanıcılar neredeyse her an internete ve Facebook’a erişebilir durumdalar.
Kitle medyasında sömürüyü sınırlayan birçok etken varken,  sosyal paylaşım siteleri ve özellikle Facebook sömürünün genişlemesine izin verir.
Sömürüyü genişleten Facebook
Sömürünün genişlemesi Facebook gibi sosyal medya platformlarında çok zaman geçiren kullanıcılarla olmaktadır. Facebook kullanıcıları (ücretsiz emekçileri) gece gündüz sürekli çalışmaktadırlar. Ocak 2010’da Facebook ABD’deki kullanıcıların en çok zaman geçirdiği site olmuş. ABD’deki kullanıcılar ayda 7 saatten fazla zamanı Facebook’ta geçirmişler. Eylül 2011’de yapılan bir araştırma Singapur’daki kullanıcıların ABD’dekinin 3 katı daha fazla zaman geçirdiğini göstermiştir.
Kitle medyası şirketleri izleyicilerini gözlemlemek ve sınıflandırmak için büyük paralar harcarken, Facebook gibi sosyal medya sitelerinin kullanıcıları kendi kendilerini sınıflandırırlar. Bu kullanıcıları kendilerinin Facebook merkezi tarafından gözlemlenmelerine izin verirler. Facebook şirketi izleyici hakkında daha kesin ve belirgin bir enformasyonu bedavaya getirir.
Kitle medyası izleyicilerini istatistiksel varlıklar olarak, yığınlar, soyut dilimler (TV reytinglerinde AB grubu vb gibi) olarak bilirken, Facebook ise kullanıcılarının neredeyse her şeyini birey birey tek tek bilir.
Sonuç:  
Facebook sadece bir iletişim aracı değildir. Aynı zamanda bir üretim aracıdır.
Facebook ‘gayri maddi emek’le çalışan dünyanın en büyük fabrikasıdır diyebiliriz.
Marksist ekonomik politik kavramları ile özetlersek İnternet ve Sosyal Paylaşım Siteleri bir üretim aracıdır. Facebook bir fabrika ve kapitalist işletmedir. Facebook, kullanıcılarını ve diğer unsurları organize eder. Kullanıcılar ücretsiz emek ile Facebook fabrikasında bir üretim yaparlar. Kullanım değeri olan ürünler (kendi profilleri, foto albümlerde etiketler vb) ortaya çıkar. Değişim değeri de olan bu ürünler meta olarak piyasada yerini alır.
Facebook’ta yoğun ve kapsamlı bir emek sömürüsü vardır. 7×24 saat sürekli çalışan 1 milyar ücretsiz emekçi vardır. Facebook örneği bugünün kapitalizminin yeni emek sömürüsü formlarını oluşturduğunun en somut halidir. (***)
Kapitalist sistemin en büyük fabrikası olan Facebook’ta bedavaya çalışan bir milyar adet emekçisinden birisiyseniz,
Ozanın dediği gibi  “derya içinde olup da deryayı bilmeyen balık…” olmayın!
Notlar ve Kaynakça:
(*)NotaBene yayınlarından çıkan , Yazıyı yazarken  benim de yararlandığım “Marx Geri Döndü” kitabından özellikle aşağıdaki 4 makaleyi okumanızı öneririm
Sosyal Paylaşım Sitelerinde İzleyici Emeği E. Fischer
Sürüp giden metalaştırma süreçleri üzerine bir not: İzleyici Metasından Toplumsal Fabrikaya J. Prodnik
Üretim Araçları olarak iletişim araçları, w. Henning, J. Hebblewhite
Sayısal Marx, A. Wittel
(**) Smythe ve takipçileri üzerine güzel bir özeti Zafer Kıyan’ın İletişim Araştırmaları  Dergisindeki makalesini okuyabilirsiniz. Ağustos 2014

(***) Facebook’taki gibi yeni emek sömürüsü formları ve emeğin durumu özel olarak araştırılması gerekiyor. Marksist Ekonomi-politik’in kullanım değeri, değişim değeri, meta, emek-gücü, işçi, artık-değer, ücretsiz emek (angarya emek)  gibi kavramları ile yeni sosyal paylaşım sitelerindeki emeğin durumunun ayrı bir makale olarak incelenmesi ihtiyaçtır.
(Bu yazı 05.03.2015 tarihinde sendika.org da yayınlanmıştır)

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Hollywood hep aynı masalı anlatıyor: Kahramanın Sonsuz Yolculuğu – Önder Özdemir

Hollywood’daki “cadı avı” ve direnenlerin filmi: Cadı Kazanı – Önder Özdemir

Nazilerin dolandırdığı “Ankara Casusu”: İlyas Bazna – Önder Özdemir