Cesaret bulaştıran filmler bu festivalde! – Önder Özdemir

‘Cesaret bulaşıcıdır’ sözünü ilk defa Wikileaks’ten duyduk.
2006 yılında kurulan ve ‘Kral çıplak’ diyerek yüzbinlerce ABD gizli servis dokümanını açıklayan ünlü Wikileaks internet sitesinin sloganı ‘courage is contagious’ yani ‘cesaret bulaşıcıdır’ idi. Kurucusu Julian Assange’in bulaştırdığı cesaret daha sonra Edward Snowden’in bir çok gizli servis dokümanını sızdırması ile herkesi her yerde gözetleyen ‘Büyük Birader’i ortaya çıkardı.
2014 yılında ABD’de Harvard Üniversitesi’nde dönemin Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’e “Türkiye’de insanlar ölürken geceleri nasıl uyuyorsunuz?” sorusunu soran Emrah Altındiş’ten aynı sözü duyduk. Hürriyet gazetesindeki röportajında ‘cesaret bulaşıcıdır’ diyor ve “bugün olsa aynı şeyi tekrar yaparım” diye ekliyordu.
Daha sonra HDP Eş Başkanı Selahattin Demirtaş’tan duyduk bu sözü. 4 Kasım’dan beri Edirne F Tipi Cezaevi’nde tutuklu bulunan Selahattin Demirtaş, “Korkuya hayır demeye davet ediyorum. Cesaret bulaşıcıdır. Kürt, Türk, Alevi, Sünni, AK Parti’li, CHP’li, MHP’li ve HDP’li demeden el ele verip cesareti birbirimize bulaştıralım. Emin olun ki, iyilik kazanacak, hepimiz kazanacağız” demişti.
Cumhuriyet gazetesinin tutuklu gazetecileri, KHK’lerle işlerinden olan akademisyenler, OHAL yasağını delen kadınlar, tutuklamalara rağmen kahvehanelerde laiklik talebini dile getirenler, referandum için HAYIR meclislerinde örgütlenerek yoksul mahalleleri arşınlayanlar birbirlerine cesaret bulaştırarak ‘varız’ demeye devam ediyorlar…
Ülkemizde baskılar, gözaltılar, hapisler, sansür sürerken 4-5 Şubat 2017 tarihlerinde Türkiye’nin 20 ilinden gelen festival düzenleyicileri ve sinema yazarı, bağımsız sinemacı dostlarımızla bir çalıştay düzenledik. Çalıştayda birçok konuya değindik ve çok önemli kararlar aldık. Baskı, şiddet, diktatörlük koşullarında sanatın ve özel olarak sinemanın mücadeledeki, direnişteki rolünü konuştuk.
Koşullar ne kadar zor olursa olsun, her koşulda festivalimizi sürdürmeliyiz dedik. Bugün cesareti daha da büyütmeye ihtiyacımız olduğunu gördük.
Ve 12. Uluslararası İşçi Filmleri Festivali’nde içinde cesaret olan filmlerinden oluşan bir seçki hazırladık. Festival süresince; Karagöz ile Hacivat’ın din bezirganlarına karşı cesaretini;
Ken Loach’un son filminde Daniel Blake’in haksızlıklar karşındaki cesaretini; Ana Yurdu’nda bir kadının taşra muhafazakarlığına karşı cesaretini;
Babamın Kanatları’nda şirketin önerdiği ölüm diyetini reddeden işçi eşinin cesaretini;
Maho Ağa’ya karşı Kibar Feyzo’nun cesaretini;
Zafere Kadar Devrim filminde Filistinli devrimcilerin cesaretini;
Demirden Ay’da Çinli şair işçilerin cesaretini;
Major’da Stonewall’un siyahi cesaretini;
Adalen 31’de İsveçli işçilerin cesaretini;
Merci Patron’da Fransız işçi ailesinin cesaretini;
Halkın Sanatçısı Halkın Savaşçısı Yılmaz Güney’in Umut, Arkadaş, Sürü, Yol ve Duvar’daki cesaretini;
Dokunuş’ta gericilere karşı Aziz Nesin’in cesaretini;
Tahir Elçi’nin, onu ölümün üzerine yürüten cesaretini;
izleyeceksiniz.
Filmlerde de gerçek hayatta da diktatörlerin her zaman korkulardan beslendiği görülecektir. Halk bu korku duvarını aştığında ise hiçbir diktatör ayakta kalamamıştır.
Biz bu korku duvarına perdemizi gerip üzerine cesaret temalı filmleri yansıtacağız.
Bize katılmak ister misiniz?

* Önder Özdemir: Festival Koordinatörü
Bu yazı 1 Mayıs 2017 de sendika.org yayınlanmıştır.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Hollywood hep aynı masalı anlatıyor: Kahramanın Sonsuz Yolculuğu – Önder Özdemir

Hollywood’daki “cadı avı” ve direnenlerin filmi: Cadı Kazanı – Önder Özdemir

Nazilerin dolandırdığı “Ankara Casusu”: İlyas Bazna – Önder Özdemir