Kayıtlar

Bir maden, bir film ve zengin olma hayalinin kölesi olmak-Önder Özdemir

Resim
Bir maden: Serra Pelada Serra Pelada, Brezilya’nın güneyinde Amazon nehrinin ağzına yakın bir dağ. Portekizcedeki anlamı Kel Dağ. 1979 yılında dağda tesadüfen altın bulunur ve bu olay “altına hücum”[1] çılgınlığını başlatır. Dağda bulunan en büyük doğal altın külçesi 6,8 kg olarak kayda geçmiş. İlk altın bulunduktan sonra madencilerle toprak sahipleri arasında çatışmalar başlayınca Brezilya Silahlı Kuvvetleri madenin yönetimine el koymuş. Ve birbirlerini öldürmeden çalışacakları bir “düzen”i sağlamış. Örneğin maden bölgesinde kadınların girişi ve alkol kullanımı yasaklanmış. Burada da her altına hücum öyküsünde olduğu gibi altın arayanlar değil de altın arayanlara mal ve hizmet satanlar zengin olmuş. Öyle ki içme suyunun litresi bugünün değeri ile 8 dolara kadar çıkmış. Neredeyse çocuk yaştaki fahişeler Serra Pelada’nın en yakınındaki kasabaya yerleştirilmiş. Bu kasabada her ay faili bulunmayan 60-80 cinayet işleniyormuş. 1980-1986 arasında aktif olan Serra Pelada madeninde ...

Evrim Teorisi, Maymun Davası ve bir film-Önder Özdemir

Resim
Evrim Teorisi Romalılar ve Moğollar yeni toprakları güç ve zenginlik için büyük bir hırsla fethettiler, ama bilgi için değil. Buna karşın, Avrupalı sömürgeciler yeni topraklar yanında yeni bilgiler de edinmek istiyorlardı. Zaman geçtikçe bilginin fethiyle toprağın fethi birbirine daha da sıkı bağlandı. 18. ve 19. yüzyıllarda Avrupa’dan yola çıkan neredeyse her önemli askeri seferde, bilim insanları da mevcuttu. Napolyon 1798’de Mısır’ı işgal ettiğinde yanında götürdüğü 165 bilim insanı, buldukları diğer şeylere ek olarak Ejiptoloji (Mısırbilim) olarak bilinen yepyeni bir disiplin kurdular ve din, dilbilim ve botaniğe önemli katkılarda bulundular. 1831’de İngiliz Kraliyet Donanması, HMS Beagle adlı gemiyi Güney Amerika, Falkland Adaları ve Galápagos Adaları’nın kıyılarının haritasını çıkarması için yolladı. Donanma bir savaş durumunda daha hazırlıklı olmak için bu bilgilere ihtiyaç duyuyordu. Geminin kaptanı amatör bir bilim insanıydı ve yolda karşılaşabilecekleri jeolojik oluş...

Bir film ve Hitler’in Türk-Müslüman askerleri-Önder Özdemir

Resim
Bu yazıya konu olan film 2014 yılı yapımı Kırımlı. Radikal gazetesinin milliyetçi köşe yazarlarından Avni Özgürel’in yapımcısı ve Burak Arlıel’in yönetmeni olduğu bir film. Film, Kırımlı olan Cengiz Dağcı’nın 1956 yılında yazdığı “Korkunç Yıllar” adlı romanından esinlenilmiş. Eskişehir Valiliği’nin de desteğini alan film toplamda 79.507 izleyiciye ulaşabilmiş. Filmin esas oğlanı Teğmen Sadık’ı filmde 2 ayrı üniformayla görürüz. Önce Sovyet üniforması ile Nazilere karşı savaşıyordur. Sonra ihanet eder ve taraf değiştirir. Artık Sadık bir Nazi subayı olmuştur. Yönetmen, Sadık’ı insanlık suçları tescilli SS üniforması ile göstermekten hiç rahatsızlık duymaz. O artık Hitler’in işgaline karşı vatanını savunan Sovyet askerlerine karşı savaşmaktadır. Filmde Teğmen Sadık’ın, Almanların Kırımlıları vatanlarından çok uzaktaki cephelerde savaştırmasına tepki gösterdiğini görürüz. Teğmen Sadık’tan “Naziler galiba bizi oyalıyorlar, kandırıyorlar” replikleri duyarız ama SS askeri olmaya...

Korkutulan sosyal medya kullanıcılarından mısınız? – Önder Özdemir

Resim
Başta Facebook ve Twitter olmak üzere sosyal medya, gazete ve televizyon gibi konvansiyonel medyaya göre kontrol edilmesi kolay bir mecra değil. Gezi Direnişi’nde sosyal medyanın gücü ve etkisi herkesin malumu. Gezi tecrübesinden sonra bugün devletin başında olanlar interneti kontrol etmek için bir dizi önlem aldılar. Gelişmiş internet sansürü araçlarını geliştirdiler. Hızlı bir şekilde işlerine gelmeyen sitelerin erişimine müdahale ediyorlar. Erişime kapatma işlerine bakan mahkemelerden jet hızı ile kararlar çıkarıp siteleri erişime kapatabiliyorlar. Hakimler örneğin 20 Temmuz sendika52.org’u da erişime engelledikten sadece 1 gün sonra önlerine gelen sendika53.org dosyasını da işleme alıp erişime engelleme kararı alabiliyorlar. Özel dönemlerde internet servis sağlayıcılar aracılığıyla interneti ve özellikle sosyal medya kullanımını yavaşlatıyorlar. İnternet servis sağlayıcılarına emir geldiğinde Facebook ve Twitter kullanıcılarının internete çok yavaş girmesini sağlayan düz...

Cesaret bulaştıran filmler bu festivalde! – Önder Özdemir

‘Cesaret bulaşıcıdır’ sözünü ilk defa Wikileaks’ten duyduk. 2006 yılında kurulan ve ‘Kral çıplak’ diyerek yüzbinlerce ABD gizli servis dokümanını açıklayan ünlü Wikileaks internet sitesinin sloganı ‘courage is contagious’ yani ‘cesaret bulaşıcıdır’ idi. Kurucusu Julian Assange’in bulaştırdığı cesaret daha sonra Edward Snowden’in bir çok gizli servis dokümanını sızdırması ile herkesi her yerde gözetleyen ‘Büyük Birader’i ortaya çıkardı. 2014 yılında ABD’de Harvard Üniversitesi’nde dönemin Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’e “Türkiye’de insanlar ölürken geceleri nasıl uyuyorsunuz?” sorusunu soran Emrah Altındiş’ten aynı sözü duyduk. Hürriyet gazetesindeki röportajında ‘cesaret bulaşıcıdır’ diyor ve “bugün olsa aynı şeyi tekrar yaparım” diye ekliyordu. Daha sonra HDP Eş Başkanı Selahattin Demirtaş’tan duyduk bu sözü. 4 Kasım’dan beri Edirne F Tipi Cezaevi’nde tutuklu bulunan Selahattin Demirtaş, “Korkuya hayır demeye davet ediyorum. Cesaret bulaşıc...

Zenginler onu sevmeseydi, Hitler bugün Hitler olabilir miydi? – Önder Özdemir

Resim
2013 yılı Gezi olaylarında dönemin başbakanı Erdoğan eylemcilere yiyecek yardımının Koç Grubu’nun sahibi olduğu Divan Oteli’nden dağıtıldığını kastederek “30 bin kumanyayı kimin dağıttığını, eylemcileri otellerinde kimlerin barındırdığını biliyoruz” demişti. Bu konuşmanın üzerinden daha bir yıl bile geçmeden 22 Mayıs 2014’te, Koç’a ait Ford’un açılışına katıldı, “Ben, ülkemin başbakanı olarak, ülkemde yatırım yapacak bir gruba, bir kişiye karşı kin tutacak halim yok” diyordu artık. Gezi direnişi sırasında Divan Otel’deki çalışanların insani davranışı, bazı kimselerin gözünde bu otellerin sahibi Koç Grubu’nu kahramanlaştırmıştı. Ancak çok geçmeden Mustafa Koç ile Erdoğan’ın 3,5 milyar dolarlık yerli tank ihalesi nedeni ile el sıkışırken fotoğraflarını gördük. Bu fotoğraf bu ikilinin ilişkisinin görünenden farklı olduğunu göstermiş oldu. Sermaye sahipleri ile faşist diktatörlükler arasında iç içe geçmiş ilişkiler her zaman var olmuştur. Faşizmin aslında kapital...