Kayıtlar

Başarısız bir sosyal medya deneyimi: Occupy Wall Street – Önder Özdemir

“Bir gün birisi bir Twitter mesajı gönderdi ve sonra bir tür sosyal medya büyüsüyle toplumsal bir hareket doğdu.” Bu haber Reuters başta olmak üzere birçok ana akım medyada sıkça işlendi. Bu yazıda Occupy Wall Street(*) üzerine yaratılan miti ve internetin nasıl kullanıldığını daha ayrıntılı olarak incelemek istedik. 2011 yılı Eylül ve Aralık aylarında Wall Street Caddesi ile başlayıp tüm ABD’ye yayılan bu harekete biraz daha yakından bakalım. Adbusters isimli dergi internet üzerinden 17 Eylül 2011 günü için New York Zuccoti Park’ta bir gösteri çağrısı yaptı. Bu çağrıya internet üzerinden 20 bin kişi geleceğim diye tıklamıştı ama o gün Zuccotti Park’a sadece 300 kişi gelmişti. Ancak New York Borsası’nın 50 metre uzağındaki Zuccotti Park’taki işgal kısa süre için tüm ABD’de onlarca başka kampın kurulmasına esin kaynağı oldu. Hareket giderek mavi yakalı işçiler, işsizler, emekliler, yoksullar, evsizler dahil olmak üzere birçok kesiminin yani toplumun %99’unu kapsayarak şekle dönüştü...

İspanya’da Öfkeliler: “Biz Facebook’ta değiliz. Sokaklardayız!” – Önder Özdemir

Resim
2011 yılı Mayıs ve Haziran aylarında İspanya’nın 58 ilinde yaklaşık 1 ay süren işgal eylemleri yaşandı. Bu eylemler Mısır’daki gibi devletin başını alaşağı eden bir devrim değildi. Ama toplamda 2.2 milyon insanın katıldığı son dönem İspanya tarihinin en büyük “Öfkesi” idi. 2011 yılında Mısır’daki devrimden hemen sonra İspanya’da ne olmuştu? 8 Mart 2011 tarihinde Öfkeliler (indignados) hareketi adına “Şimdi Gerçek Demokrasi” (Democracia Real Ya) adı ile bir Facebook sayfası açıldı. Bu Facebook sayfası 15 Mayıs günü için kemer sıkma politikaları ve yolsuzluğa karşı bir gösteri çağrısı yaptı. Bu gösteriye Madrid ve 57 İspanya şehrindeki yüz binlerce kişi katıldı. 15 Mayıs akşamı gösteri bittikten sonra sadece 50 kişi Madrid’in merkezindeki Puerta del Sol meydanında çadır kurarak gece kalmaya karar verdi. 17 Mayıs sabahı çok erken saatlerde polis tarafından zor kullanılarak çadırlar sökülünce sosyal medya üzerinden yapılan çağrılarla binlerce İspanyol, Meydan’a yöneldi ve 1 ay sürec...

Mısır: Devrim için Facebook yetmez!-Önder Özdemir

6 Haziran 2010 tarihinde 28 yaşındaki internet blog yazarı Halid Said, Mısır polisinin yolsuzluğunu belgeleyen bir videoyu internete koymasından sonra Mısır gizli polisi tarafından vahşice öldürüldü. Bun üzerine Google firmasının Ortadoğu ve Kuzef Afrika pazarlama müdürü Mısırlı Wael Ghonim bir Facebook sayfası açtı. Halid Said adına açılan bu sayfada “hepimiz Halid Said’iz” yazıyordu. 17 Aralık 2010 tarihinde Tunus’ta Arap baharının fitili ateşlendi. Muhammed Buazizi adındaki 26 yaşındaki seyyar satıcı, polis saldırısına maruz kaldı ve protesto için kendini yaktı. Bu olayla birlikte başlayan gösterilerle 1 ay dolmadan 14 Ocak 2011 tarihinde Tunus Cumhurbaşkanı Zeynel Abidin Bin Ali ülkeden kaçtı. Mısır’da 18 gün süren ayaklanma ise 25 Ocak 2011 tarihinde başladı. Mısır’ın Polis Günü’nde 50 bin kişi 30 yıllık Hüsnü Mübarek rejimini protesto etmek amacıyla Kahire sokaklarına döküldü. Eylemciler Tahrir Meydanı’na girdiler ama aynı gece çıkarıldılar. 28 Ocak Cuma günü 1 milyon civa...

Sosyal medya ve devrimler

2013 sonu ve 2014 başında Türkçede iki kitap yayınlandı. Bir tanesi Katalan akademisyen Manuel Castells’in “İsyan ve Umut Ağları-İnternet Çağında Toplumsal Hareketler” kitabı, diğeri de Gazeteci araştırmacı Paolo Gerbaudo’nun “Twitler ve Sokaklar- Sosyal Medya ve Günümüzün Eylemciliği” kitabı. Her iki kitap da 2011 yılında arka arkaya gerçekleşen Tunus, Tahrir Arap devrimlerini, İspanya Öfkeliler hareketini ve ABD Wall Street’i İşgal Et! Hareketini sosyal medya ve internet kullanımı yönüyle analiz etmişler. Öncelikle söylemeliyim ki her iki kitap da bilmediğimiz ya da yüzeysel bildiğimiz birçok ayrıntıyı gözler önüne seriyorlar. Mutlaka okunmalı. Yazarlar sosyal medya, internet ve toplumsal hareketler konusunda farklı görüşlere sahipler. Hatta Paolo Gerbaudo kitabında sık sık Castells’in temsil ettiği “Ağlar” kavramı üzerinden Castells’i eleştiriyor. Her iki kitabı okuduktan sonra bazı ‘ilginç’ gözlemlerim oldu. Aynı toplumsal hareketin aynı dönemine bakan her iki yazar da ken...

Alternatif medya deneyimi olarak İşçi Filmleri Festivali

Haziran Direnişi, Türkiye’de egemen medyanın içeriğini iktidarın biçimlendirdiği gerçeğini ve aynı zamanda da halkın iletişim hakkının yıllardır gasp edildiğini net bir şekilde ilan etti. Haziran Direnişi bizi bir kâbustan uyandırdı, ama kâbus uyanıkken de bizi sarmalamaya devam ediyor; direniyoruz. Direnişe anlam kazandıracak olan, bir yandan içinde yaşadığımız toplumsal gerçekliği diyalektik olarak kavramamızı sağlayacak bilginin, diğer yandan insanca ve onurlu yaşama istemimizin eksiksiz karşılanacağı bir geleceğe dair tahayyüllerin özgürce iletişim ortamına dahil olması; yani alternatif bir iletişim ortamı, alternatif bir medyanın yaygın biçimde inşasıdır. Bu alternatif olan nasıl bir şey olmalı? Diğerlerinin yazamadığını yazan bir gazete mi? Diğerlerinin gösteremediklerini gösteren bir televizyon kanalı mı? Ya da son günlerde daha çok gündeme gelen interneti, sosyal medyayı alternatif amaçlarla ve yaratıcı biçimde kullanan bir internet uygulaması mı? ...

Televizyon üzerine notlar!

Resim
1990’lı yıllarda sendikalar, meslek odaları ve demokratik kitle örgütlerinin yaptıkları eylemler öncesinde sıkça yaşadığımız bir durumu unutamam. 1994’te kriz ve 5 Nisan kararları ortamında sıklıkla sokak eylemleri yapardık. Bu eylemlerin kararları alınırken, yapılacak eylemin saati tartışılmaya başladığında mutlaka içimizden birileri televizyon kanallarının haber yapabilmesinin göz önüne alınması gereğini hatırlatırdı. Televizyonların ana haber bülteni saatine yetişecek bir haber olarak eylem kurgulanırdı. İşin ilginç tarafı bu hatırlatmalara itiraz eden hiç kimse de olmazdı. Yani eylemin neredeyse en önemli amacı televizyonda haber olmaktı. Eylem sonrasında da “heyecanla” televizyon açılır ve hangi televizyon kanalında kaç saniyelik bir haber olunduğu tespit edilerek, eylem etkinliği, deyim yerindeyse “eylem reytingi” ölçülürdü. Bu arada, bu heyecanla beklenen haberler ise, “aslında bunlar hep olay çıkarırlar” dercesine “olaysız dağıldı” kalıbıyla ya da eylem sonrasında meydanın t...